İstanbul’da CHP’li belediyelerde başlatılan soruşturmaların tutuklamalarla sonuçlanması ildeki protesto eylemlerini daha da artırdı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte Şişli ve Beylikdüzü ilçe belediye başkanları da haklarındaki yolsuzluk ve terörle bağlantı iddiaları nedeniyle yürütülen soruşturmalar sonucu önceki gün tutuklandılar.
CHP’li vatandaşlar ise bu durumu protesto için günlerdir Büyükşehir Belediyesi’nin bulunduğu Saraçhane’de toplanıyorlar. Valilik il genelinde kimi alanlara giriş ve çıkışları yasakladı.
İstanbul’da önceki akşamki eylemlerde çoğumuzun kutsalı sayılan ibadethanelere ve tarihi mezarlara saldırılar da kabul edilebilir bir durum değildi. Şehzadebaşı Camisi’nin kubbelerine kadar tırmanan, bahçe kapılarını ve mezar taşlarını kıran, ibadethane etrafından alkol atıklarını bırakan eylemcilerin gerçek niyetlerini sorgulamak gerekiyor.
Niyet, yolsuzluk ve bölücülük iddialarıyla bağımsız yargıçların tutukladığı belediye başkanları için eylem yapmak mı yoksa insanların kutsallarına, kırmızı çizgilerine dokunup, ülkede yeni bir kaos çıkarmak mı?
Polise, güvenlik güçlerine kezzap atmak, taş atmak, yaralamak, yüzleri maskeyle gizleyerek molotof kokteyli fırlatmak demokratik protesto hakkının neresinde yer alıyor?
Bu eylemler Avrupa’da olsa, onların güvenlik güçleri hangi yöntemleri kullanır?
Dün bu duruma Bursa eski milletvekillerinden Faruk Anbarcıoğlu da sosyal medya hesaplarından tepki gösterdi.
Anbarcıoğlu, “Bir zamanlar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı şiir okudu diye hapse atıldı. Kimse sokaklara düşüp, kaos çıkarmadı” satırlarıyla, İstanbul’daki kargaşa ortamına ve tutuklanan iki belediye başkanı ile taraftarları arasındaki farka dikkat çekti.
Ortada dolaşan iddiaları hepimiz günlerdir okuyup, takip ediyoruz. Kim suçlu ya da değil biz bilemeyiz. Yargıçlara güvenmek durumundayız. Ortada tutuklama kararları var ise, demek ki, devletin elinde, hakim ve savcılarda bunu destekleyici güçlü argümanlar da var.
Yargı birileri böyle istiyor diye kimseyi tutuklayamaz, özgürlüğünü kısıtlayamaz.
İstanbul’daki protesto eylemleri daha fazla çığırından çıkmamalı. Protesto gösterileriyle Türkiye’nin imajına zarar verilmemeli. İstanbul’daki soruşturmalar için Türkiye’nin iç işlerine karışmaya kalkan Avrupalı belediye başkanları dönüp önce kendi ülkelerine bakmalı. Bu şehrin insanlarına konsolosluklarında, büyükelçiliklerinde vize bile vermeyen, ülkelerine sokmayan başkanlar Türkiye’ye ve demokrasi dersi veremezler.
Halen sokağa çağrı yapan siyasilerimiz de bunun nereye varabileceğini kestirmeleri gerekiyor.
Her bayramda çocukları sevindiriyor
Mahalleli kaynaşmasının, dayanışmasının en gerçek örneklerinden biri Osmangazi ilçemizin Sakarya Mahallesi’nde yaşanıyor.
Muhtar Nusret Aydın’ın başkanı olduğu Sakarya ve Civar Mahalleler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği aracılığıyla semtteki ihtiyaç sahibi ailelere her gün sefer taslarında yemekler verilirken, çocuklar da es geçilmiyor.
Muhtar Aydın ramazan bayramı öncesi ilk grup çocuk harçlıklarını dün dağıtmış. Çocuklar da büyük bir sevinç yaşamışlar. Mahalledeki varlıklı hemşerilerimizin destekleriyle yapılan bu destek çocuklar için son derece anlamlı. Aydın da bunu her dini bayram öncesi gerçekleştiriyor.
Fotoğrafa bakılırsa, muhtar amcalarından bayram harçlıklarını alan miniklerin keyfine diyecek yok.
Dayanışmayı en küçük bireyler kadar yayan davranış için Muhtar Aydın’ı bir kez daha tebrik ediyoruz.
Mutlu çocukların yaşadığı Sakarya Mahallesi ilçenin diğer semtlerine de örnek oluyor.
Bursa’daki evsizlere barınmaevi yok mu?
Fotoğrafı önceki gün, ısının çok düştüğü, havaların mevsim normallerinin altında soğuduğu günde Atatürk Caddesi’ndeki PTT binası önünde çektik.
Aklımız, ABD’nin kentlerinde sokakları mesken tutan yüz birlerce evsize gitti. Bursa’da havalar soğuduğu ve eksilere düştüğü anlar için eskiden bu insanlar Ürünlü’deki geçici barınmaevine toplanır, burada bir süreliğine, havalar ısınana dek misafir edilirlerdi.
Şimdi acaba o uygulamadan vaz mı geçildi?
Şehrimizin en işlek caddesinde bank üzerinde yatan evsiz ve kimsesiz bir insanın halini görünce üzüldük. Hem de kutsal ayda bir hemşerimizin sokaklarda barınması can sıkıcı.
Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, aynı cadde üzerindeki hizmet binalarına yakın mesafede bank üzerinde yatan bu kişiyi acaba fark etmemişler midir diye düşündük.
Keza, aynı sorumluluğun ilimizdeki Aile ve Sosyal Hizmetler il ve ilçe müdürlükleri yetkililerine de düştüğünü düşünüyoruz.
Sokakta bir tek hemşerimiz bile aç geziyor, yatacak yer bulamıyorsa, bunda başta kent yöneticilerimiz olmak üzere hepimize görev düşüyor.
Devletin, belediyelerimizin ulaşamadığı, erişemediği bu yurttaşlarımıza STK’larımız ellerini uzatmalılar.