Eskiler derlerdi ya, her derde deva diye. İşte ben bugün sizlere hemen hemen her derde deva olan bir ilaçtan söz edeceğim. İlerleyen satırları görür görmez okumayı bırakıp gazetenin veya ekranın başka taraflarına geçecek olan okurların hiç de az olacağını sanmıyorum ama benim bu yazacaklarım yaşamınıza gerçekten olumlu etkiler gösterecek bilgilerden oluşmaktadır.
Kıymetli okurlarım. Hem ilköğretim sırasında hem de tıbbiye 2.sınıf derslerinden olan fizyoloji dersinde kasları anlatırken hareket organımız olduğundan bahsedilir. Bilindiği gibi yaşadığımız dünyada hareket etmek için mutlaka bir enerji kaynağına ihtiyaç duyulur. Sineğin kanadının çalışmasından tutun da arabalarımıza, trenlerden tutun da uzay araçlarına kadar her hareket eden cisim bir enerjiye ihtiyaç duyar. Kimi mazot, kimi elektrik, kimi nükleer yakıt kimi de besinlerden gelen enerji gibi.
Bilim dünyası son sürat yeni bilgilere bizleri kavuşturmaya devam ediyor. Bundan kısa bir müddet önce kaslardan salgılanan bazı protein yapısındaki maddelerin bizleri mutlu ettiği tespit edildi. Genel olarak bu maddelere miyokin adı verildi. Halen geniş bir araştırma konusu olup çalışmaları devam eden miyokinler ile ilgili daha bir çok bilgi önümüze serilecek gibi duruyor.
Daha önceleri de çok yazdım. BDNF adlı bir miyokin tipi var. Dr.David Perlmutter’a göre beynimizde fonksiyonunu yitiren hücrelerin yerine yenisinin yapılmasını sağlayan bu faktör hem sinir sistemi hem de kas hücreleri tarafından sentez edilebilmektedir. BDNF yağ asitlerinin yanmasından tutun da kasların hasarının tamirine, depresyondan tutun da beynimizin gençleşmesine kadar bir çok durumda olumlu yararları olan bir maddedir. Kabaca bu madde egzersiz ve insülini davet etmeyen bir beslenme sistemi ile doruk noktalarına ulaşmaktadır (Atalarımızın geleneksel yaşamı).
Egzersiz denildiği zaman bazı insanların yüzleri asılıyor. Meslek hayatımda da bana yürümeden kilo vermem mümkün değil mi diye soran çok hastam oldu. Cevabı basit. Tabii ki yürümeden yani sadece kalori kısıtlayarak kilo verebilirsiniz. Ancak bu arada yağ % 40 giderse proteinleriniz ve suyunuz %60 kadar gider. Bu da ileri dönemde sizi kolonları yıkılmak üzere olan bir eve benzetir. Bildiğiniz gibi kolon hasarı olan evleri depremde yıkılır diye hemen boşaltırlar veya güçlendirme yapılır.
Yürüyüş en ucuz ve en sağlıklı egzersizlerin başında gelir. Yıllardır kilo vermek ve stres azaltmak için yürüyüşün olumlu etkileri olduğunu bilmekteyiz. Son çalışmalar bu durumun nasıl meydana geldiğini açıkça ortaya koymuştur. Yarım saatlik yürüyüşlerde bile vücudumuzdaki kortizol ve adrenalin düzeylerinde düşmeler görülür. Bu durum vücudumuzu daha sakin mod olan parasempatik aktivite artışına sokar. Sıkıntılardan arınmış bir yapıya kavuşuruz. Ayrıca yürüyüşler bizim daha yaratıcı bir yapıya ulaşmamızı sağlar. Bu durum da problemleri kolayca çözebilme yeteneği kazanmamıza neden olur. Çünkü stres altında iken problemlerimizi çözme yeteneğimiz azalmakta, sakin iken artmaktadır. Yürüyüşler, sorunlar ile beynimiz arasına ciddi mesafeler koyar. İlerleyen günlerde kesinlikle daha az depresif daha az kaygılı olursunuz.
Yürüyüşler hücrelerdeki enerji santralleri adını verdiğimiz mitokondri denilen parçacıkların sayısını arttırır. Bu da iyi ve verimli çalışan bir hücre ve metabolizmanın göstergesidir. Yürüyüşler vücudumuzdaki antioksidan kapasiteyi arttırır. Bu durum vücudumuzun kanserojen etkili, enflamasyon yaratan bir takım maddelere karşı daha dirençli hale gelmesine yol açacaktır. Yine son çalışmalar çok ilginçtir ki yürüyüşlerin bağırsaklarımızdaki mikrobiyomu güçlü hale getirdiğini göstermektedir. Yine bu çalışmalar vücudumuzun mikroplara karşı en etkili silahlarından olan Katil T hücrelerinin sayısını arttırmaktadır diyor.
Ne kadar ilginç değil mi. Bilim yürüyüşün yukarıda neler yaptığını (daha sı da var) buluyor, binlerce yıl öncesinden Hipokrat da uzun yol yürüyen uzun yaşar diyor.
Bundan daha kesin bilgi olur mu?
Köşe Yazısını Dinle