Yılmaz, yazısında şu ifadeleri kullandı:
Gözlemimizi… Ekrem İmamoğlu 13 Mart’ta CHP Cumhurbaşkanı Aday Adayı olarak, “önseçime yüksek katılım” istemek için geldiğinde yazdık:
CHP’yi, 1977 mitinginden bu yana ilk defa bu kadar istekli gördük.
Taşımayı başaramadığını bildiğimiz CHP örgütlerine karşın, parti tabanı parkeleri de, tribünleri de, balkonları da tamamen doldurdu.
Tartışmasız, bu tablo heyecanı yansıtıyor.
O heyecanı…
İmamoğlu’nun gözaltına alındığı çarşamba sabahından bu yana farklı boyutuyla izledik. Cumartesi ve pazar da başka bir aşamaya ulaştı.
Bu noktada…
Toplumu tepki için sokağa çağırmanın siyaset adına risk olduğunu düşünenlere katılıyoruz. Çünkü, heyecanı yüksek ve öfkeli kontrolsüz kalabalıklar provokasyona açık olduklarından genel düzen için risk oluşturabiliyorlar.
Ne var ki…
İmamoğlu’nun yola çıkmasından bu yana geçen süreç çok şeyi değiştirdi.
O izlenimi, Bursa toplantısındaki konuşması sonra aktarmıştık:
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak değil, Cumhurbaşkanı Adayı, hatta Cumhurbaşkanı olarak kendini konumlandırıyor ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la eşdeğer görüyor.
Geldiğimiz nokta…
CHP’ye oy veren kitle dışında önemli bir yapının da “iktidarı değiştirebilecek en güçlü aday” bakışıyla İmamoğlu için tepki göstermeye, “hak-hukuk-adalet” isteğiyle de CHP çağrılarına katılıma dönüştü.
Nitekim…
Cumartesi akşamı CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in çağrısıyla Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndaki en kalabalık yürüyüşlerden biri olan eylemde CHP’ye hiç oy vermemiş tanıdıklar gördük.
Sonuç olarak…
Ekrem İmamoğlu tutuklandı, ama iddialardan arınabilir mi bilmiyoruz. Yargılama adaylığına engel olur mu onu da bilmiyoruz.
Türkiye bir ilk yaşadı, ama halk sokakta sahip çıktı.
Kısa sürede unutulur mu, yoksa sahip çıkma duygusunun yansıması olur mu?
Onu da zaman gösterecek.
Olay Gazetesi Yazarı Ahmet Emin Yılmaz’ın yazısının tamamı için tıklayın…