Bugun...
Bizi izleyin:


Muhammet Fatih Şahin


Facebookta Paylaş









Düşe kalka
Tarih: 16-10-2016 04:00:00 Güncelleme: 16-10-2016 04:00:00


Son yıllarda gündemden hiç düşmeyen yeni anayasa tartışmalarının yıldızı geçtiğimiz günlerde yeniden parladı. Anayasa tartışmaları gazetelerin ilk sayfalarını süslüyor. Başkanlık sistemini de içinde barındıran yeni anayasa hakkında olumlu ya da olumsuz düşünceler ifade ediliyor. Taban tabana zıt düşünceler kendini gösteriyor. Ancak bütün bu görüş ayrılıklarının içerisinde herkesin mutabık kıldığı bir konu bulunuyor: kuvvetler ayrılığı...

Türkiye'de yapılan tartışmalar maalesef kişi temelli yapılıyor. Analitik ve sistematik tartışmalar fazla reyting almıyor. Bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şahsı üzerinden yapılan tartışmalar oldukça fazla izleniyor ancak maalesef bu durum ülkemize zarar veriyor. Bu yüzden kişi temelli değil kurum temelli konuşmamız gerekiyor.

Ülkemizdeki mevcut Cumhurbaşkanı anayasaya göre yürütme erkinin başı konumunda bulunuyor. Yani yasama, yürütme ve yargı olarak üç erke bölünen idari yapımızda ülkenin Cumhurbaşkanı bu erklerden bir tanesinin lideri olarak tanımlanıyor. Ancak yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı'nın yasama ve yargı üzerinde onlarca yetkisi bulunuyor.

Yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı ise Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan üye seçme yetkisini elinde bulunduruyor. Yani 2 dönem görevde kalan Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi’nin nerdeyse tamamının kendi seçtiği üyeler tarafından idare edilmesini sağlayabiliyor. Ayrıca Danıştay'ın 4'te 1'i Cumhurbaşkanı tarafından seçiliyor. Bunun yanında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Cumhurbaşkanı tarafından bizzat göreve getiriliyor. Ayrıca HSYK'ya da Cumhurbaşkanı tarafından 4 üye doğrudan seçiliyor. Adalet Bakanı'nın seçiminde ise Cumhurbaşkanı'nın rolünü herkes oldukça iyi biliyor.

Bu saydığım maddeleri yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı’nın yargı üzerindeki yetkisini kavrayabilmemiz açısından önemli buluyorum. Yani yargıdaki bütün önemli kurumlar Cumhurbaşkanı tarafından mutlaka bir etkiye maruz bırakılıyor.

Bunun yanında yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı'nın yasama üzerindeki olağanüstü yetkisi de açık bir şekilde gözler önüne seriliyor. Meclisten çıkan yasaları onaylamak ya da onaylamamak, seçimleri gerekli durumlarda yenilemek, meclisi toplantıya çağırmak gibi birçok yetki Cumhurbaşkanı'nın bizatihi kendisine veriliyor.

Mevcut Anayasamıza baktığım zaman onlarca hatayı açıkça görebiliyoruz. Erklerin bağımsız olması gerekir derken kendi yazdığımız anayasa ile bağımsızlığımızın önünü tıkıyoruz.

Genel seçim adı altında bir oy veriyoruz, bu oy ile ülkedeki hem milletvekillerini hem de başbakan ve bakanları seçiyoruz. Seçimlerden önce aynı partiden milletvekili adayı olarak oy isteyen insanların seçimlerden sonra bakan ve milletvekili olduğunu görüyoruz. Yani tek bir oy vererek hem yasamayı hem de yürütmeyi seçmiş oluyoruz. Bakanların milletvekili içerisinden seçilmesine ses çıkarmıyoruz. Ondan sonra da yasama ve yürütme ayrı olmalı, meclis hükümeti denetlemiyor diyerek dert yanıyoruz.

Yasama, yürütme ve yargı alanında onlarca yetki verdiğimiz Cumhurbaşkanı'na en ufak bir sorumluluk yüklemezken Başbakanı her şeyin sorumlusu ilan ediyoruz. Yetki ve sorumluluk dengesini kurma hususunda sınıfta kalıyoruz. Ülke yönetiminde çift başlılığa izin veriyor, ondan sonra da aman başlar kavga etmesin, aman yasama ve yürütme kilitlenmesin diye oturduğumuz yerden dua ediyoruz.

Vali, bürokrat, bakan ataması yapılırken; ya da kanun maddeleri çıkarılırken yani yasama ve yürütmeye ait konularda değişiklik yaparken Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na aynı yetkiyi ortak veriyoruz, ama işin sonunda en ufak bir pürüz bile çıkmasını istemiyoruz.

Ülkenin Cumhurbaşkanı'nın yetkisi tabii ki oldukça fazla olmalıdır ancak Cumhurbaşkanı'nı yürütmenin başı olarak nitelendirmek mevcut anayasanın nasıl bir mantıksal hata zemininde oluşturulduğunun en bariz göstergesidir. Zaten ülkemizdeki yanlış fiili durum da mevcut anayasamızın biraz önce söylediğim mantıksal hatalarının bir sonucudur.

Kısaca her şey güzel olsun istiyoruz ama anayasamızda bulunan onlarca maddenin buna engel olduğunu bilmiyoruz. Ülke olarak mevcut anayasa ile düşe kalka ilerlemeye devam ediyoruz.



Bu yazı 3323 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Bursa'da bin 250 polisle uyuşturucu operasyonu
    Bursa'da bin 250 polisle uyuşturucu operasyonu
  • Trabzonspor - Bursaspor maçından kareler
    Trabzonspor - Bursaspor maçından kareler
  • Şırnak'ta düşen askeri helikopterin enkazı görüntülendi
    Şırnak'ta düşen askeri helikopterin enkazı görüntülendi
  • Temiz enerji için ormanı yok edecekler
    Temiz enerji için ormanı yok edecekler
  • Bursaspor - Gençlerbirliği maçından kareler
    Bursaspor - Gençlerbirliği maçından kareler
  • 20. Tarihi Batı Anadolu Rallisi başladı
    20. Tarihi Batı Anadolu Rallisi başladı
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Bursa'da sürücünün gözyaşları
    Bursa'da sürücünün gözyaşları
  • Erdoğan: 'Bu milletin huzuruna kimse el atamayacak'
    Erdoğan: 'Bu milletin huzuruna kimse el atamayacak'
  • 4 bin noktada trafik güvenliği denetimi
    4 bin noktada trafik güvenliği denetimi
  • Ramazan'ın son cuma namazında Ulu Cami'ye akın ettiler
    Ramazan'ın son cuma namazında Ulu Cami'ye akın ettiler
  • Etek giydirip döve döve sokakta dolaştırdılar
    Etek giydirip döve döve sokakta dolaştırdılar
  • Suriyelilere şafak operasyonu
    Suriyelilere şafak operasyonu
VİDEO GALERİ
YUKARI